Kelime Haritası
لا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 2 farklı görevde kullanılıyor.
1.283ayette
1.736kez geçiyor
94/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet
Alak 19
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Neml suresi ✕ Süzgeci kaldır
19 ayet
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
زَيَّنَّا
لَهُمْ
اَعْمَالَهُمْ
فَهُمْ
يَعْمَهُونَۜ
Ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişizdir; bu yüzden körü körüne bocalarlar.[4]
وَاَلْقِ
عَصَاكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهَا
تَهْتَزُّ
كَاَنَّهَا
جَٓانٌّ
وَلّٰى
مُدْبِراً
وَلَمْ
يُعَقِّبْۜ
يَا مُوسٰى
لَا
تَخَفْ
اِنّ۪ي
لَا
يَخَافُ
لَدَيَّ
الْمُرْسَلُونَۗ
«Değneğini at!» Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. «Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.»[10-12]
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَوْا
عَلٰى
وَادِ
النَّمْلِۙ
قَالَتْ
نَمْلَةٌ
يَٓا اَيُّهَا
النَّمْلُ
ادْخُلُوا
مَسَاكِنَكُمْۚ
لَا
يَحْطِمَنَّكُمْ
سُلَيْمٰنُ
وَجُنُودُهُۙ
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman’ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin» dedi.[18]
وَتَفَقَّدَ
الطَّيْرَ
فَقَالَ
مَا
لِيَ
لَٓا
اَرَى
الْهُدْهُدَۘ
اَمْ
كَانَ
مِنَ
الْغَٓائِب۪ينَ
Süleyman, kuşları araştırarak: «Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim» dedi.[20-21]
وَجَدْتُهَا
وَقَوْمَهَا
يَسْجُدُونَ
لِلشَّمْسِ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَزَيَّنَ
لَهُمُ
الشَّيْطَانُ
اَعْمَالَهُمْ
فَصَدَّهُمْ
عَنِ
السَّب۪يلِ
فَهُمْ
لَا
يَهْتَدُونَۙ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
اَلَّا
يَسْجُدُوا
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
يُخْرِجُ
الْخَبْءَ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَيَعْلَمُ
مَا
تُخْفُونَ
وَمَا
تُعْلِنُونَ ۩
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
رَبُّ
الْعَرْشِ
الْعَظ۪يمِ
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
اَلَّا
تَعْلُوا
عَلَيَّ
وَأْتُون۪ي
مُسْلِم۪ينَ۟
Sebe melikesi: «Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve ’sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin’ diyen Süleyman’dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı» dedi.[29-31]
اِرْجِعْ
اِلَيْهِمْ
فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ
بِجُنُودٍ
لَا
قِبَلَ
لَهُمْ
بِهَا
وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ
مِنْهَٓا
اَذِلَّةً
وَهُمْ
صَاغِرُونَ
Süleyman’a geldiklerinde: «Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız» dedi.[36-37]
قَالَ
نَكِّرُوا
لَهَا
عَرْشَهَا
نَنْظُرْ
اَتَهْتَد۪ٓي
اَمْ
تَكُونُ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَهْتَدُونَ
Süleyman «Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?» (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi.[41]
وَكَانَ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
تِسْعَةُ
رَهْطٍ
يُفْسِدُونَ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
يُصْلِحُونَ
O şehirde, yeryüzünde bozgunculuk yapan, düzeltmeye uğraşmayan dokuz kişi (çete) vardı.[48]
وَمَكَرُوا
مَكْراً
وَمَكَرْنَا
مَكْراً
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Onlar bir düzen kurdular. Biz farkettirmeden düzenlerini bozduk.[50]
اَمَّنْ
جَعَلَ
الْاَرْضَ
قَرَاراً
وَجَعَلَ
خِلَالَـهَٓا
اَنْهَاراً
وَجَعَلَ
لَهَا
رَوَاسِيَ
وَجَعَلَ
بَيْنَ
الْبَحْرَيْنِ
حَاجِزاًۜ
ءَاِلٰهٌ
مَعَ
اللّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَۜ
Yoksa yeri, yaratıklarının oturmasına elverişli kılan ve aralarında ırmaklar meydana getiren, yeryüzüne sabit dağlar yerleştiren, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; çoğu bilmezler.[61]
قُلْ
لَا
يَعْلَمُ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
الْغَيْبَ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
اَيَّانَ
يُبْعَثُونَ
De ki: «Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.» Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.[65]
وَلَا
تَحْزَنْ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
تَكُنْ
ف۪ي
ضَيْقٍ
مِمَّا
يَمْكُرُونَ
Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.[70]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
النَّاسِ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَشْكُرُونَ
Doğrusu Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.[73]
اِنَّكَ
لَا
تُسْمِــعُ
الْمَوْتٰى
وَلَا
تُسْمِــعُ
الصُّمَّ
الدُّعَٓاءَ
اِذَا
وَلَّوْا
مُدْبِر۪ينَ
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.[80]
وَاِذَا
وَقَعَ
الْقَوْلُ
عَلَيْهِمْ
اَخْرَجْنَا
لَهُمْ
دَٓابَّةً
مِنَ
الْاَرْضِ
تُكَلِّمُهُمْۙ
اَنَّ
النَّاسَ
كَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
لَا
يُوقِنُونَ۟
Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.[82]
وَوَقَعَ
الْقَوْلُ
عَلَيْهِمْ
بِمَا
ظَلَمُوا
فَهُمْ
لَا
يَنْطِقُونَ
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir. Artık konuşamaz olurlar.[85]
Yükleniyor...