ك م
1.202ayette
2.285kez geçiyor
82/114surede
3farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %50 · Medenî %50
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 6
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
252 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Size 380
Sizin üzerinize 161
Sizden 135
Sizin Rabbiniz 102
Umulur ki siz 68
Canlarınız 42
Kesinlikle siz 32
Aranızda 29
Size geldi 26
Seninle beraber 25
Sizi 24
Bazınız 20
Sizi yarattı 17
Sizden önce 17
Diğer 596 anlam
Nice 17
Siz 15
Ve size 15
Kalpleriniz 14
İçinizde 11
Mallarınız 11
Dönüşünüz 11
Sizden isterim 11
Ve sizin Rabbiniz 10
Size gelir 10
Sizin dininiz 10
Ve aranızda 10
Elleriniz 10
Sizin kadınlarınız 9
İşleriniz 9
Sizinle vuruşurlar 9
Size getirdi 8
Yeminleriniz 8
Sizi yarattık 8
Sizin ilahınız 7
Çocuklarınız 7
Sağ elleriniz 7
Sizin babalarınız 7
Sizi kıldı 7
Ortaklarınız 7
Sizin benzeriniz 7
Size rızık verdik 6
Sizin üstünüz 6
İnanmanız 6
Yüzleriniz 6
Sizden biri 6
Sizin yüz kızartıcı suçlarınız 6
Sizin evleriniz 6
Size yardım eder 6
Size isabet etti 6
Sizin eşleriniz 6
Anneleriniz 6
Size verdi 6
Size rızık verdi 6
Hemen size haber verir 6
Size getirir 6
Size hayat verir 5
Sizin oğullarınız 5
Size emreder 5
Sizi geri döndürürler 5
Sizin atalarınız 5
Size vaat eder 5
Sizin kötüleriniz 5
Sİzin mevlanız 5
Sizi inşa etti 5
Gününüz 5
Ve sizin atalarınız 5
Size rızık verir 5
Size fayda eder 5
Sizi öldürür 4
Kesinlikle size gelecek 4
Anlaşmanız 4
Sizin yurtlarınız 4
Sizin burhanınız 4
Size yol gösterdi 4
Sizi suçlar 4
Size öğüt verir 4
Size öğretti 4
Canlarınız için 4
Sadırlarınız 4
Size getirdim 4
Ve sizin canlarınız 4
Size isabet eder 4
Size yardım etti 4
Sizi çağırır 4
Sizin Rabbinize 4
Ve elleriniz 4
Sizi giderir 4
Ve ayaklarınız 4
Size azap eder 4
Sizi denemesi için 4
Size haber veririm 4
Kesinlikle siz mi? 4
Sizi vefat ettirir 4
İmkanınız 4
Size önerdi 4
Size verir 4
Hanginiz? 4
Sizin babanız 4
İlahlarınız 4
Sizi kurtardık 3
Size layık görürler 3
Size verdik 3
Öyleyse erkek kardeşleriniz 3
Kaç 3
Öyleyse size 3
Ve sizin oğullarınız 3
Size dokunur 3
Size zarar verir 3
Ökçeleriniz 3
Ve sizden 3
Sizden uzaklaştı 3
Mallarınız ile 3
Size geldiler 3
Arkanız 3
Size haber verir 3
Sizden başkası 3
Sizi kurtarır 3
Sizin katınızda 3
Sizi alması sebebiyle 3
Size ulaştırdım 3
Sizi çıkarır 3
Sizin yeriniz 3
Ve kesinlikle siz 3
Ve size rızık verdi 3
Ve sizin çocuklarınız 3
Sizin işiniz 3
Emriniz 3
Sizi görürüm 3
Size gösterir 3
Sizi korur 3
Size getiririm 3
Size gösteririrm 3
Sizin arkadaşınız 3
Ve sizi aldattı 3
Sizi üstün kıldım 2
İyileştireniniz 2
Hatalarınız 2
Ve size gösterir 2
Sizin elçiniz 2
Sizi kıldık 2
Ve size öğretir 2
Sizinle 2
Sizinle vuruştular 2
Elleriniz ile 2
Başlarınız 2
Sizi hayret ettirdi 2
Ekeneğiniz 2
Sizin adamlarınız 2
Size haber vereyim mi? 2
Sizi sakındırır 2
Ücretleriniz 2
Ve sizin kız kardeşleriniz 2
Sizin genç kızlarınız 2
Ve size yol gösterir 2
Sizin yüzlerinizi 2
Kesinlikle sizi toplayacak 2
Silahlarınız 2
Size fikir verir 2
Kesinlikle size suç işletmesin 2
Ve size verdi 2
Sizin çoğunuz 2
Sizin benzerleriniz 2
Size söylüyorum, gördün mü? 2
Sizin işitmeniz 2
Ayaklarınız 2
Ve sizi uyarırlar 2
Öyleyse size yol gösterdi 2
Sizi görür 2
Size ulaştırırım 2
Sizi uyarması için 2
Sizi geçti 2
Kasabanız 2
Düşmanınız 2
Size göstereceğim 2
Sizi çağırdı 2
Sizin gözleriniz 2
Ve sizin düşmanlığınız 2
Öyleyse size dokundu 2
Ve size yardım eder 2
Ve sizin erkek kardeşleriniz 2
Ve sizin eşleriniz 2
Sizin haberleriniz 2
Sizin çevreniz 2
Ve ortaklarınız 2
Size sordum 2
Sizi kurtardı 2
Ve sizi erteler 2
Size vaat etti 2
Sizin amacınız 2
Size dokundu 2
Size içecek kılarız 2
Sizin zorluğunuz 2
Ve sizi kıldık 2
Size rahmet eder 2
Sizi geri döndürür 2
Sizi çıkarırız 2
Size vay 2
Sizin büyüğünüz 2
Ve kesinlikle sizi astıracağım 2
İlahınız 2
Ümmetiniz 2
Sizi türetti 2
Sizin çağırmanız 2
Uğursuzluğunuz 2
Ve sizin barınağınız 2
Sizin yaratılmanız 2
Kesinlikle sizi aldatacak 2
Kesinlikle sizi aldatmasın 2
Sözünüz 2
Sizin velileriniz 2
Sizi çıkarması için 2
Sizden ister 2
Sizin zannınız 2
Size yol gösteririm 2
Sizi çağırırım 2
Ve sizi şekillendirdi 2
Sizin şekilleriniz 2
Sizi uyardım 2
Sizi toplar 2
Sİzin akrabalık bağlarınız 2
Sizin rızkınız 2
Özel konuşmanız 2
Size yasaklar 2
Ve sizi girdirir 2
Sizin koşmanız 2
Ve sizin yararlı hayvanlarınız için 2
Seninle beraberiz 1
Rabbinize 1
Sizin için 1
şahitlerinizi 1
Sonra size hayat verdi 1
Sözünüzü 1
Hemen sizi kurtardık 1
Sizin edinmeniz sebebiyle 1
Hemen sizi aldı 1
Sizi gönderdik 1
Ölümünüz 1
Sizinle tartışmaları için 1
Sizin kanlarınız 1
Size gelirler 1
Ve sizi aklar 1
Sizi anarım 1
Kesinlikle sizi deneyeceğiz 1
Sizi çıkardılar 1
İbadet yerleriniz 1
Sizin anmanız gibi 1
Öyleyse sizi sıkıntıya düşürdü 1
Sizi hayrete düşürdü 1
Size emretti 1
Yeminlerinizi 1
Sizi sınayan 1
Sadakalarınız 1
Ve size emreder 1
Size öğretir 1
Sizinle hesaplaşır 1
Sizi şekillendirir 1
Sizi sever 1
Ve size haber veririm 1
Ve size getirdim 1
Ve sizin kadınlarınız 1
Sizi saptırırlar 1
Sizinle tartışırlar 1
Size emreder mi? 1
Size verdim 1
Ve içinizde 1
Hemen sizi kurtardı 1
Size zarar verirler 1
Size döndürürler 1
Sizin dışınızda 1
Sizi şaşırtmakta yetersiz kalırlar 1
Severler 1
Sizinle karşılaştılar 1
Öfkeniz sebebiyle 1
Size yeter 1
Ve size gelirler 1
Size doğru söyledi 1
Size gösterdi 1
Sizi çevirdi 1
Sizi sınaması için 1
Diğerleriniz 1
Hemen sizi ödüllendirdi 1
Sizi ortada bırakır 1
Size kendiliğimizden uyduk 1
Sizi bilgi sahibi yapması 1
Size vasiyet eder 1
Ve sizin kızlarınız 1
Ve sizin halalarınız 1
Ve sizin teyzeleriniz 1
Ve anneleriniz 1
Sizi emzirdiler 1
Ve sizin üvey kızlarınız 1
Sizin yasaklarınız 1
Testisleriniz 1
İnanmanızı 1
Ve sizi girdiririz 1
Size itaat ettiler 1
Düşmanlarınızı 1
Tedbiriniz 1
Size yetişir 1
Öyleyse hemen sizinle vuruştular 1
Sizden ayrıldılar 1
Size güvenirler 1
Sizden ayrılırlar 1
Sizi fitneler 1
Ve sizin metalarınız 1
Onların tedbiri 1
Sizin yanlarınız 1
Sizin kuruntularınız ile 1
Üzerine 1
Ve size mani oluruz 1
Size azap etmek için 1
Sizi alıkoydular 1
Ve yiyeceğiniz 1
Başlarınızla 1
Sizi temizlemeyi 1
Sizinle anlaştı 1
Kesinlikle size suç işletecek 1
Ve kesinlikle sizi girdireceğim 1
Sizin yüz kızartıcı suçlarınız sebebiyle 1
Ve sizi kıldı 1
Arkalarınız 1
Öyleyse kesinlikle siz 1
Sizinle beraber 1
Sizin veliniz 1
Sizin aileleriniz 1
Ve sizi alıkoyar 1
Kesinlikle sizi deneyecek 1
Ve sizin mızraklarınız 1
Sizi fenalaştırır 1
Mecbur tutarsınız 1
Hemen size isabet etti 1
Sırrınız 1
Ve sizin açıkça söylemeniz 1
Sizi uyarmam için 1
Ve görme organlarınız 1
Hevesleriniz 1
Sİzi gönderir 1
Sizi karıştırır 1
Size bahşettik 1
Sizin sırtlarınız 1
Size katkıda bulunanlar 1
Sizi şuurlandırır 1
Sizinle mücadele etmeleri için 1
Sizin ikametgahınız 1
Sizden sonra 1
Sİzin şahitleriniz 1
Size rızık veririz 1
Sizi yerleştirdik 1
Sizi şekillendirdik 1
Sizin çirkin yerleriniz 1
Kesinlikle sizi fitnelemesin 1
Sizin anne babanız 1
Size başladı 1
Sizin süsünüz 1
Topluluğunuz 1
Ve sizi artırdı 1
Ve sizi yerleştirdi 1
Sizi çoğalttı 1
Sizin inancınız 1
Kesinlikle sizi astıracağım 1
Ve sizi halef kılar 1
Size ararım 1
Sizi üstün kıldı 1
Sizin hatalarınız 1
Kendiliğinden size uyarlar 1
Size yardım etmek 1
Size yardım eden 1
Sizi sardırır 1
Sizi temizlemesi için 1
Ordunuz 1
Sizi kapıp götürür 1
Hemen sizi barındırdı 1
Ve sizi destekledi 1
Görevleriniz 1
Ve sizi azaltır 1
Sizin üstünlüğünüz 1
Sizden yardım istediler 1
Öyleyse sizin üzerinize 1
Sizi eksiltirler 1
Sizin hakkınızda 1
Sizi razı ederler 1
Size başladılar 1
Ve sizin aşiretiniz 1
Çokluğunuz 1
Sizi zenginleştirir 1
Sizi artırdılar 1
Sizin aranız 1
Size ararlar 1
Sizi razı etmeleri için 1
Payınız ile 1
Sizi bindiririrm 1
Sizin alışverişinizle 1
Size yakın olurlar 1
Size kavrattı 1
Sizi gezdirir 1
Sizin azmanız 1
Hemen size haber veririz 1
Yerinizde kalın 1
Sizin kulluğunuz 1
Sizi metalandırır 1
Sizi zannederiz 1
Sizi azdırır 1
Ve sizi artırır 1
Kuvvetiniz 1
Ve sizi uygarlaştırdı 1
Sizin yurdunuz 1
Size muhalefet ederim 1
Size yasaklarım 1
Size emanet ederim 1
Size emanet ettim 1
Sizin atanız 1
Sizin halkınız 1
Kesinlikle sizi artıracağım 1
Size getiririz 1
Kesinlikle sizi çıkaracağız 1
Kesinlikle sizi yerleştireceğiz 1
Öyleyse size yol gösterdik 1
Ve size vaat ettim 1
Hemen sizden caydım 1
Sizi çağırdım 1
Sizin imdadınıza yetişen 1
Sizin dönüşümünüz 1
Sizin ağırlıklarınız 1
Sizi çıkardı 1
Sizin göçünüz 1
Sizin ikametiniz 1
Sizi dener 1
Kesinlikle sizi kıldı 1
Dilleriniz 1
Ve size yardım ettik 1
Size mi ayırdı? 1
Size karşılık 1
Sizi suda boğması sebebiyle 1
Hemen sizin Rabbiniz 1
Ne kadar 1
Gümüş paralarınız ile 1
Hemen size getirsin 1
Sizi taşlarlar 1
size 1
Size haber veririz 1
Sizden ayrılırım 1
Sizin yararlı hayvanlarınız 1
Sizi geri döndürürüz 1
Size vaat edilen zaman 1
Sizin kökünüzü kazıması sebebiyle 1
İkisi sizi çıkarır 1
Sizin yolunuz 1
Sizin tuzağınız 1
Ve sizinle vaatleştik 1
Anılmanız 1
Ve sizin meskenleriniz 1
Sizi deneriz 1
Sizi uyarırım 1
Sizin putlarınız 1
Sizi saklaması için 1
Size duyurdum 1
Sizin olgunluk yaşlarınız 1
Size hayat verdi 1
Sizi seçti 1
Size ad koydu 1
Size vaat mı eder? 1
Size unutturdular 1
Ve siz 1
Sizi alıkoymasın 1
Sizin dilleriniz ile 1
Sizin ağızlarınız ile 1
Sizin kullarınız 1
Ve sizin kadın köleleriniz 1
Ve sizin üzerinize 1
Sizden izin istesin 1
Üniformalarınız 1
Erkek kardeşleriniz 1
Kız kardeşleriniz 1
Amcalarınız 1
Sizin halalarınız 1
Dayılarınız 1
Sizin teyzeleriniz 1
Sizi yalanladılar 1
Sizden korktum 1
Sizi işitirler 1
Size fayda ederler 1
Size yardım ederler 1
Sizi seviyelendiririz 1
İşinize 1
Size getireceğim 1
Meskenleriniz 1
Kesinlikle sizi ufalayacak 1
Sizin hediyenize 1
Ve sizi kılar 1
Size yol gösterir 1
Size gösterecek 1
Hemen size haber veririm 1
Sizin toplantı yeriniz 1
Ve sizin ilahınız 1
Sizin dilleriniz 1
Ve sizin renkleriniz 1
Uyumanız 1
Ve araştırmanız 1
Sizin korkmanız gibi 1
Ve size tattırması için 1
Ve ancak siz 1
Sizin gönderilmeniz 1
Size göstermesi için 1
Sizi unuttuk 1
Sizin evlatlıklarınız 1
Sizin ağızlarınızla 1
Ve sizin mevlalarınız 1
Sizi savunur 1
Sizi incittiler 1
Haberleriniz 1
Ve size miras bıraktı 1
Ve sizi temizler 1
Kalpleriniz için 1
Size gösteririz 1
Sizi alıkoyduk 1
Sizi yaklaştırır 1
Sizi alıkoyar 1
Size öğüt veririm 1
Sizin arakdaşınızda 1
Sizin şirkiniz 1
Sizi yaşatırız 1
Ve size geldi 1
Kesinlikle sizi taşlayacağız 1
Ve kesinlikle size dokunacak 1
Sizin arkanız 1
Hemen sizi azdırdık 1
Kitabınızı 1
Sizi yaratır 1
Nefretiniz 1
Size gösteririm 1
Elçileriniz 1
Sizin olgunluk yaşları 1
Görme duyularınız 1
Derileriniz 1
Sizin Rabbinizi 1
Sizi yuvarladı 1
Sizi türetir 1
Ve size ayırdı 1
Kesinlikle sizi alıkoymasın 1
Size getirdik 1
Size getiren 1
Sizi unuturuz 1
Siz sebebiyle 1
Sizin iyileriniz 1
Sizin hayatınız 1
Ve size ulaştırırım 1
Size imkan verdik 1
Ve sizi kurtarır 1
Sizin döndüğünüz yer 1
Ve sizin ikametgahınız 1
Size itaat edeceğiz 1
Ve kesinlikle sizi deneyeceğiz 1
Sizi ayırarak tek bırakır 1
Hemen sizi üsteler 1
Kinleriniz 1
ama içinizden 1
sizden başka 1
sizin gibi 1
Kendiliğimizden size uyarız 1
Sizinle vuruştu 1
Size zafer kazandırdı 1
Ve sizi alıkoydular 1
Size isabet edecek olması sebebiyle 1
Sesleriniz 1
Size itaat eder 1
Sizin iki erkek kardeşiniz 1
En cömertiniz 1
Sizin en sığınanınız 1
Sizi eksiltir 1
Sizin dininizi 1
Sizin teslim etmeniz 1
Sizin fitneniz 1
Size mi? 1
Örtenleriniz mi? 1
Dayandığınız kimseler 1
Sizin örnekleriniz 1
Ve sizi inşa ederiz 1
Müjdeniz 1
Aydınlığınız 1
Ancak siz 1
Sizin barınağınız 1
Size yasakladı 1
Kesinlikle sana yardım edeceğiz 1
Sizi ele geçirirler 1
Sizi çıkarırlar 1
Ve sizi çıkardılar 1
Sizin çıkarılmanız 1
Sizinle karşılaşan 1
Sizi eğlendirmesin 1
-dığı şey 1
Gelir 1
Hemen sizden 1
Varlığınız 1
Ve aileleriniz 1
Suyunuz 1
Hanginizle 1
Sizi taşıdık 1
Sizi yetiştirdi 1
Ve sizi çıkarır 1
Sizi koydu 1
Sizi doyururuz 1
Sizi yaratırız 1
Ve size içecek kıldık 1
Sizi topladık 1
Ve sizi yarattık 1
Sizin uykunuz 1
Sizi artırırız 1
Sizi uyardık 1
Sizi eğlendirdi 1
Sizindir 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
186 ayet
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنَّكُمْ
ظَلَمْتُمْ
اَنْفُسَكُمْ
بِاتِّخَاذِكُمُ
الْعِجْلَ
فَتُوبُٓوا
اِلٰى
بَارِئِكُمْ
فَاقْتُلُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
عِنْدَ
بَارِئِكُمْۜ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْۜ
اِنَّهُ
هُوَ
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
Musa milletine «Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizi kabul eder» demişti.[54]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪ٓ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُكُمْ
اَنْ
تَذْبَحُوا
بَقَرَةًۜ
قَالُٓوا
اَتَتَّخِذُنَا
هُزُواًۜ
قَالَ
اَعُوذُ
بِاللّٰهِ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Musa milletine: «Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor» demişti; «Bizi alaya mı alıyorsun?» dediklerinde de: «Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım» dedi.[67]
وَاِذْ
اَخَذْنَا
م۪يثَاقَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
لَا
تَعْبُدُونَ
اِلَّا
اللّٰهَ
وَبِالْوَالِدَيْنِ
اِحْسَاناً
وَذِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينِ
وَقُولُوا
لِلنَّاسِ
حُسْناً
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۜ
ثُمَّ
تَوَلَّيْتُمْ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْكُمْ
وَاَنْتُمْ
مُعْرِضُونَ
İsrailoğullarından, «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin» diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.[83]
ثُمَّ
اَنْتُمْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
تَقْتُلُونَ
اَنْفُسَكُمْ
وَتُخْرِجُونَ
فَر۪يقاً
مِنْكُمْ
مِنْ
دِيَارِهِمْۘ
تَظَاهَرُونَ
عَلَيْهِمْ
بِالْاِثْمِ
وَالْعُدْوَانِۜ
وَاِنْ
يَأْتُوكُمْ
اُسَارٰى
تُفَادُوهُمْ
وَهُوَ
مُحَرَّمٌ
عَلَيْكُمْ
اِخْرَاجُهُمْۜ
اَفَتُؤْمِنُونَ
بِبَعْضِ
الْكِتَابِ
وَتَكْفُرُونَ
بِبَعْضٍۚ
فَمَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
يَفْعَلُ
ذٰلِكَ
مِنْكُمْ
اِلَّا
خِزْيٌ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
يُرَدُّونَ
اِلٰٓى
اَشَدِّ
الْعَذَابِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.[85]
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.[110]
لَيْسَ
الْبِرَّ
اَنْ
تُوَلُّوا
وُجُوهَكُمْ
قِبَلَ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
وَلٰكِنَّ
الْبِرَّ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَالْمَلٰٓئِكَةِ
وَالْكِتَابِ
وَالنَّبِيّ۪نَۚ
وَاٰتَى
الْمَالَ
عَلٰى
حُبِّه۪
ذَوِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينَ
وَابْنَ
السَّب۪يلِ
وَالسَّٓائِل۪ينَ
وَفِي
الرِّقَابِۚ
وَاَقَامَ
الصَّلٰوةَ
وَاٰتَى
الزَّكٰوةَۚ
وَالْمُوفُونَ
بِعَهْدِهِمْ
اِذَا
عَاهَدُواۚ
وَالصَّابِر۪ينَ
فِي
الْبَأْسَٓاءِ
وَالضَّرَّٓاءِ
وَح۪ينَ
الْبَأْسِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
صَدَقُواۜ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitap’a, peygamberlere inanan, O’nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.[177]
اَلطَّـلَاقُ
مَرَّتَانِۖ
فَاِمْسَاكٌ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
تَسْر۪يحٌ
بِاِحْسَانٍۜ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَأْخُذُوا
مِمَّٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـٔاً
اِلَّٓا
اَنْ
يَخَافَٓا
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
خِفْتُمْ
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۙ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ف۪يمَا
افْتَدَتْ
بِه۪ۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَاۚ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.[229]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُبْطِلُوا
صَدَقَاتِكُمْ
بِالْمَنِّ
وَالْاَذٰىۙ
كَالَّذ۪ي
يُنْفِقُ
مَالَهُ
رِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
فَمَثَلُهُ
كَمَثَلِ
صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌ
فَاَصَابَهُ
وَابِلٌ
فَتَرَكَهُ
صَلْداًۜ
لَا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِمَّا
كَسَبُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Ey İnananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.[264]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
اِنَّ
اللّٰهَ
رَبّ۪ي
وَرَبُّكُمْ
فَاعْبُدُوهُۜ
هٰذَا
صِرَاطٌ
مُسْتَق۪يمٌ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسٰٓى
اِنّ۪ي
مُتَوَفّ۪يكَ
وَرَافِعُكَ
اِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَجَاعِلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوكَ
فَوْقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
وَكَيْفَ
تَكْفُرُونَ
وَاَنْتُمْ
تُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
اٰيَاتُ
اللّٰهِ
وَف۪يكُمْ
رَسُولُهُۜ
وَمَنْ
يَعْتَصِمْ
بِاللّٰهِ
فَقَدْ
هُدِيَ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah’ın ayetleri size okunur, aranızda da Peygamberi bulunurken nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’ın Kitabına sarılırsa şüphesiz doğru yola erişir.[101]
اِنْ
يَمْسَسْكُمْ
قَرْحٌ
فَقَدْ
مَسَّ
الْقَوْمَ
قَرْحٌ
مِثْلُهُۜ
وَتِلْكَ
الْاَيَّامُ
نُدَاوِلُهَا
بَيْنَ
النَّاسِۚ
وَلِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَيَتَّخِذَ
مِنْكُمْ
شُهَدَٓاءَۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
الظَّالِم۪ينَۙ
Eğer siz (Uhud’da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.[140]
كُلُّ
نَفْسٍ
ذَٓائِقَةُ
الْمَوْتِۜ
وَاِنَّمَا
تُوَفَّوْنَ
اُجُورَكُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
فَمَنْ
زُحْزِحَ
عَنِ
النَّارِ
وَاُدْخِلَ
الْجَنَّةَ
فَقَدْ
فَازَۜ
وَمَا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَٓا
اِلَّا
مَتَاعُ
الْغُرُورِ
Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.[185]
وَلَا
تُؤْتُوا
السُّفَـهَٓاءَ
اَمْوَالَكُمُ
الَّت۪ي
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
قِيَاماً
وَارْزُقُوهُمْ
ف۪يهَا
وَاكْسُوهُمْ
وَقُولُوا
لَهُمْ
قَوْلاً
مَعْرُوفاً
Allah’ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.[5]
اَلرِّجَالُ
قَوَّامُونَ
عَلَى
النِّسَٓاءِ
بِمَا
فَضَّلَ
اللّٰهُ
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
وَبِمَٓا
اَنْفَقُوا
مِنْ
اَمْوَالِهِمْۜ
فَالصَّالِحَاتُ
قَانِتَاتٌ
حَافِظَاتٌ
لِلْغَيْبِ
بِمَا
حَفِظَ
اللّٰهُۜ
وَالّٰت۪ي
تَخَافُونَ
نُشُوزَهُنَّ
فَعِظُوهُنَّ
وَاهْجُرُوهُنَّ
فِي
الْمَضَاجِعِ
وَاضْرِبُوهُنَّۚ
فَاِنْ
اَطَعْنَكُمْ
فَلَا
تَبْغُوا
عَلَيْهِنَّ
سَب۪يلاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلِياًّ
كَب۪يراً
Allah’ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, Büyük’tür.[34]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ق۪يلَ
لَهُمْ
كُفُّٓوا
اَيْدِيَكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۚ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَخْشَوْنَ
النَّاسَ
كَخَشْيَةِ
اللّٰهِ
اَوْ
اَشَدَّ
خَشْيَةًۚ
وَقَالُوا
رَبَّنَا
لِمَ
كَتَبْتَ
عَلَيْنَا
الْقِتَالَۚ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۜ
قُلْ
مَتَاعُ
الدُّنْيَا
قَل۪يلٌۚ
وَالْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِمَنِ
اتَّقٰى
وَلَا
تُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
اَيْنَ مَا
تَكُونُوا
يُدْرِكْكُمُ
الْمَوْتُ
وَلَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُرُوجٍ
مُشَيَّدَةٍۜ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
حَسَنَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۚ
وَاِنْ
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
يَقُولُوا
هٰذِه۪
مِنْ
عِنْدِكَۜ
قُلْ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
فَمَالِ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
الْقَوْمِ
لَا
يَكَادُونَ
يَفْقَهُونَ
حَد۪يثًا
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: «Bu Allah’tandır» derler, bir kötülüğe uğrarlarsa «Bu, senin tarafındandır» derler. De ki: «Hepsi Allah’tandır». Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?[78]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
لَيَجْمَعَنَّكُمْ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
وَمَنْ
اَصْدَقُ
مِنَ
اللّٰهِ
حَد۪يثاً۟
Allah’tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?[87]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
يَصِلُونَ
اِلٰى
قَوْمٍ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُمْ
م۪يثَاقٌ
اَوْ
جَٓاؤُ۫كُمْ
حَصِرَتْ
صُدُورُهُمْ
اَنْ
يُقَاتِلُوكُمْ
اَوْ
يُقَاتِلُوا
قَوْمَهُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَسَلَّطَهُمْ
عَلَيْكُمْ
فَلَقَاتَلُوكُمْۚ
فَاِنِ
اعْتَزَلُوكُمْ
فَلَمْ
يُقَاتِلُوكُمْ
وَاَلْقَوْا
اِلَيْكُمُ
السَّلَمَۙ
فَمَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سَب۪يلاً
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.[90]
Yükleniyor...