AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالُٓوا
اِنَّا
كُنَّا
قَبْلُ
ف۪ٓي
اَهْلِنَا
مُشْفِق۪ينَ
Derler ki: «Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkardık.»[26]
فَمَنَّ
اللّٰهُ
عَلَيْنَا
وَوَقٰينَا
عَذَابَ
السَّمُومِ
«Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işleyen azaptan korudu.»[27]
اِنَّا
كُنَّا
مِنْ
قَبْلُ
نَدْعُوهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْبَرُّ
الرَّح۪يمُ۟
«Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O’dur.»[28]
فَذَكِّرْ
فَمَٓا
اَنْتَ
بِنِعْمَتِ
رَبِّكَ
بِكَاهِنٍ
وَلَا
مَجْنُونٍۜ
(Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.[29]
اَمْ
يَقُولُونَ
شَاعِرٌ
نَتَرَبَّصُ
بِه۪
رَيْبَ
الْمَنُونِ
Yoksa onlar: (O,) bir şairdir; onun, zamanın felâketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?[30]
قُلْ
تَرَبَّصُوا
فَاِنّ۪ي
مَعَكُمْ
مِنَ
الْمُتَرَبِّص۪ينَۜ
De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.[31]
اَمْ
تَأْمُرُهُمْ
اَحْلَامُهُمْ
بِهٰذَٓا
اَمْ
هُمْ
قَوْمٌ
طَاغُونَۚ
Onlara akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur?[32]
اَمْ
يَقُولُونَ
تَقَوَّلَهُۚ
بَلْ
لَا
يُؤْمِنُونَۚ
Yahut «Onu kendisi uydurdu!» mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler.[33]
فَلْيَأْتُوا
بِحَد۪يثٍ
مِثْلِه۪ٓ
اِنْ
كَانُوا
صَادِق۪ينَۜ
Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.[34]
اَمْ
خُلِقُوا
مِنْ
غَيْرِ
شَيْءٍ
اَمْ
هُمُ
الْخَالِقُونَۜ
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?[35]
اَمْ
خَلَقُوا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
بَلْ
لَا
يُوقِنُونَۜ
Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.[36]
اَمْ
عِنْدَهُمْ
خَزَٓائِنُ
رَبِّكَ
اَمْ
هُمُ
الْمُصَيْطِرُونَۜ
Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?[37]
اَمْ
لَهُمْ
سُلَّمٌ
يَسْتَمِعُونَ
ف۪يهِۚ
فَلْيَأْتِ
مُسْتَمِعُهُمْ
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍۜ
Yoksa onların, üzerine çıkıp gizli sırları dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açık bir delil getirsinler.[38]
اَمْ
لَهُ
الْبَنَاتُ
وَلَـكُمُ
الْبَنُونَۜ
Yoksa kızlar O’nun, oğullar da sizin mi?[39]
اَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
اَجْراً
فَهُمْ
مِنْ
مَغْرَمٍ
مُثْقَلُونَۜ
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?[40]
اَمْ
عِنْدَهُمُ
الْغَيْبُ
فَهُمْ
يَكْتُبُونَۜ
Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?[41]
اَمْ
يُر۪يدُونَ
كَيْداًۜ
فَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هُمُ
الْمَك۪يدُونَۜ
Yahut bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkâr edenlerdir.[42]
اَمْ
لَهُمْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Veya onların Allah’tan başka bir tanrısı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.[43]
وَاِنْ
يَرَوْا
كِسْفاً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
سَاقِطاً
يَقُولُوا
سَحَابٌ
مَرْكُومٌ
Gökten düşen bir kütle görseler «Üst üste yığılmış bulutlardır» derler.[44]
فَذَرْهُمْ
حَتّٰى
يُلَاقُوا
يَوْمَهُمُ
الَّذ۪ي
ف۪يهِ
يُصْعَقُونَۙ
Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.[45]
Yükleniyor...